BAĞLANTILAR

 

FOTO ALBÜMDEN

  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
  • FOTO ALBÜMDEN GÖRÜNTÜLER
 

İSTATİTİKLER

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün83
mod_vvisit_counterDün65
mod_vvisit_counterBu ay1226
mod_vvisit_counterGeçen ay1811
mod_vvisit_counterToplam255803

Online (20 minutes ago): 1
Your IP: 54.224.210.130
Zaman: 2017-09-19 22:12
 
ZAMANI TANIMLAMADA KIRGIZCA VE TÜRKÇEDE KULLANILAN RENKLERİN FONKSİYONU PDF Yazdır e-Posta

             İnsanoğlu var olduğu günden beri gerek özel yaşantısında gerek toplum yaşantısında zamanı belirleme konusunda gökteki yıldızlardan, Güneş, Ay ve tabiat olaylarından faydalanmıştır. Çünkü insanoğlu zamansız ve mekânsız yaşayamaz. İnsan-doğa ilişkilerinde ise Güneş önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla tüm renkler ve renk tonları Güneşe bağlıdır. [1]

            Renkler her millette olduğu gibi Türk dünyasında da derin anlamlar kazanmıştır. Bu bakımdan renkler diğer halkların olduğu kadar Türk halklarının da zenginlik kaynağıdır. Renklerin sadece sözlük anlamının dışında diğer anlamlara da geldiği bir gerçektir. Onun için her milletin sosyal, kültürel ve siyasî hayatında renklerin bir değeri vardır.[2] Ancak burada Türk ve Kırgızlarda kullanılan renklerin zamanı tanımlamadaki fonksiyonu anlam bilimsel olarak açıklamaya çalışmak olacaktır.

            Annamarie Von Gabain “Renklerin Sembolik Anlamları” adlı makalesinde Çinlilerin Han zamanında (İ.Ö. 206-İ.S. 221) genel evreni de yeryüzü gibi dört bölüme ayırdıklarından bahsederken bu bölümlerin doğu, batı, güney ve kuzey, aynı zamanda günün ve yılın dört zamanıyla, yani sabah, akşam, öğle, geceyarısı ve ilkbahar, güz, yaz ve kış’la da ilgilendiklerini, bu dört bölümün her birine bir renk, bir hayvan, bir unsur tespit ettiklerini ifade etmektedir.[3] Aşağıdaki tablo Çinlilerin yönleri, renkleri ve diğer unsurları nasıl sıraladığını göstermektedir:

Doğu

Mavi/yeşil

Ejderha

Tahta

Batı

Ak

Pars

Maden

Güney

Kızıl

Kuş

Ateş

Kuzey

Kara

Kertenkele

Su

 

            Çinliler sarı/yaldız rengi de merkez olarak kabul etmişlerdir. Bu tür kozmik görüşler Türk ve Moğol halkları tarafından da bilinmekte ve kullanılmaktaydı. Dönemin Çin gelininin tasvirinde mavi/yeşil ve ejderha ikisi de dört bölümün ilkine, sabah ve ilkbahar kavramlarını da kapsayan doğu ile ilgili bölüme aittir. Demek ki genç gelin sabah ve ilkbahar kadar sevimliydi. Buradan hareketle yaşıl/yeşil rengin ilkbaharı, sarığ/sarı rengin yazı, altın sarısı rengin sonbaharı, ak/beyaz rengin de kış mevsimini tanımlamada yardımcı ve kuvvetlendirici bir unsur olduğunu söyleyebiliriz.

            Yukarıda da değindiğimiz gibi renkler Türk toplumlarına ait olan Orhon yazıtlarında da geçtiğini belirtmeden geçmemek gerekir. Çinlilerde olduğu gibi Türk halklarının da tarihin çeşitli devirlerinde renklerin yönleri ifade etmek için kullanıldığını ve Çinlilerle ortak kullanıma sahip plduklarını görüyoruz. Orhon yazıtlarında özellikle ak renk bugün kullandığımız beyaz renk anlamında kullanılmaktadır. Kırgızcada ise günümüzde ak şeklinde kullanılmaya devam etmektedir. Ak sözcüğü Kül Tigin anıtında sekiz yerde geçmektedir.

a. KT D36, (ak aygır) KT D40 (ak at).)

a.+ıg KT K5(ak at), KT K6 (ak at)

a.in KT K2 (ak at), KT K3 (ak at), KT K 9 (ak at)

[ak] in KT K2 (ak at. Talat Tekin kır at şeklinde çevirmiştir)[4]

            Kara sözcüğü ise bir çok yerde Kara-Bodun olarak geçmektedir. Alelâde, avam, halk olarak ifade edilmektedir Ancak, Mustafa Kafalı[5] bu görüşe katılmadığını ifade eder. Sebep olarak da: “Kara-Bodun’un zıddı Ak-Bodun olması gerekir, bu da olmadığına göre bu anlam yanıştır.” der. Kafalı buradaki kara anlamının güçlü ve itibar edilen manasında kullanıldığını ifade eder.

Kara (I) kara; alelâde, avam

k. KT D38, KT D39, KT D 40, KT D8, BK K11, BK D29, BKD8

k. bodun BK D41

k. türgiş bodun KT D38, KT D39, KTD40

türük k. kamag bodun KT D8, BK D8

kara (II) kara, siyah

k.kiş BKT G12.(kara samur)[6]

kök mavi

k. teñri KT DI, BK DII

k.teyeñin BK K12, BKT G12

k.türük KT D3, BK D4

yaşıl ügüz ırmak adı (Sarı Irmak)[7]

Yukarıdaki renk ak, kara, kök ve yaşıl renk adları zamanı tanımlada kullanılmadığını görmekteyiz. Ancak kök renginin gök mavisi rengi anlamına geldiğini, bununa birlikte Kırgızcada ve Türkçede ağızlarda gök renginin kullanıldığını görmekteyiz. Göğermek fiili de kök’ten gelmektedir ve ilkbaharda otların yeşermesi anlamında kullanılmaktadır.

            Dilbilimin bir bölümü olan göstergebilimde de renklerin sembol olarak önemli bir yeri vardır. Özellikle ilköğretimde dört mevsim öğrencilere öğretilirken bu renklerden yararlanıldığını görülmektedir. Örneğin; ilkbahar mevsimi tasvir edilirken yeşil yapraklı ağaçlar ve doğa, yaz mevsimi tasvir edilirken mavi deniz ve kumda oynayan çocuklar, ekin biçen çiftçiler ve meyvelerin olgunlaştığını gösteren kırmızı, sarı ve tonları, sonbaharda altın sarı yaprakların dökülmesi ve tabiatın sararması, kış mevsimini de kardan adam yapan çocuklar ve tabiatın beyaz renge bürünmesi biçiminde tasvir edilir. Aşağıdaki mevsimleri gösteren tablo bunu en iyi bir şekilde ifade etmektedir. [8]

 

Yine mevsimleri tanımlamada kullanılan renkler aynı zamanda insan yaşamının belirli devrelerini de ifade eder. Yeşil renk çocukluk ve ergenlik dönemini; yani ilkbaharı, sarı renk olgulaşmaya girdiği dönem yani yazı, altın sarı rengi de olgunluğun son evresi olan sonbaharı ve ihtiyarlık dönemi olan kış mevsimini ifade eder. Olgunluk devresinde kişinin sakalları ağarmaya başlar ve ihtiyarlık dönemine girdiğinde ise tamamen beyazlaşır. O yüzden Kırgızların sosyal hayatında Ak-Sakal hem akıllı hem tecrübeli hem de sözü geçen anlamında kullanılan Ak-Sakal’lık geleneği vardır. Kırgız toplumda Ak-Sakal; sözü dinlenilen, değer verilen kişidir.

            Renk adları Kutadgu Bilig’de de geniş ölçüde yer almaktadır.

Parlak bahar mevsimi ve Ulu Buğra Han’ın ölümü ile şu beyitler geçmektedir:[9]

al; kırmızı, 67, 69, 2630, 2916, 3709, 4893, 6009,6229[10]

67 úurumış yıġaçlar tonandı yaşıl

bezendi yipün al sarıġ kök úızıl

Kurumuş ağaçlar yeşiller donandı;

doğa mor, al, yeşil ve kızıla bezendi.

68 yaġız bir yaşıl torúu yüzke badı

òutay arúısı yadtı tawġaç edi

Yağız yer, yüzüne yeşil ipek bağladı;

Hıtay kervanı da bunun üstüne Çin kumaşı yaydı.

            Yukarıdaki beyitlerden de anlaşılacağı üzere ağaçların yeşillenmesi ve doğanın mor, al, yeşil ve kızıla bezenmesi bahar mevsiminin geldiğini ve ağaçlarda çiçeklerin açtığını göstermektedir. 68. beyitte de yağız yer kişiye benzetilmiş ve yüzüne yeşil ipek bağlayarak bahar mevsiminin canlılığını ve baharın gelişi ile birlikte Çin’den gelen kervanların da ticareti hareketlendirdiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında baharda her yer yeşillenir, tabiat uykusundan uyanır, doğada bir hareketlilik başlar. Kısacası yeşil renk temel anlamda baharı nitelendirmese de sıfat tamlaması (yeşil ipek) biçiminde ya da söz öbeği biçiminde (yeşil ipek bağlamak) bahar mevsimini tasvir etmektedir.

            1.Günün bölümlerini tanımlamada Türkçe ve Kırgızcada kullanılan renkler

            Gece ve gündüz[11]Күн-түн. Eski Türklerde günü ikiye yani gece ve gündüz şeklinde ayırırlardı. Çağdaş Kırgızcada ise bu sınıflandırma farklıdır. Gündüz ve gece biçimindedir.Gündüz aydınlık, gece ise karanlıktır. Bundan dolayıdır ki, her iki dilde de günün bölümlerini sınıflandırmada renklerden faydalanılmıştır.

1.1. Sabah vakti: Sabah vakti gerek Türkçede gerekse Kırgızcada tan-таң vakti ile başlar.

Alaca karanlıkТаң каракчысы: Tan yerinin ağarmasına, diğer bir deyişle şafak sökmesine yakın bir zaman dilimi.

Таң каракчысында айылдан узай бердик («Ала-Тоо»).

Alacakaranlıkta, şafak sökmeden mi dağlara düşmüştü? (Refik Halit Karay, Karlı Dağdaki Ateş, s. 10. ). Ancak Türkçede alacakaranlık sözü aynı zamanda akşam güneş battıktan sonraki zaman dilimidir.

            Alaöş (alayoş, alayöş) - Таң каракчысы: Sabah ezanından biraz önceki zaman (Kırıklı –Ada.; *Mersin köy ve aşiretleri –İç.) (Banus *Eğridir –Isp.; Pazaravdan, Ürkütlü *Bucak –Brd.) (Çukurbağ, Uğurlu, *Ermenek –Kn.; *Anamur, Köseçobanlı *Gülnar, *Mut köyleri, *Silifke –İç.)

            Gün ağarmak, tan yeri ağarmak, ımırcık karanlık: (Körküler *Yalvaç –Isp.) - Таң куланөөк болгондо, Таң какшайып сөгүлүү: Tan atma zamanı, ortalığın aydınlanması ve güneş doğmasına yakın bir zaman dilimini bildirir.

            İşte gün doğacak, tanyeri ağardı, şafak atıyor, güneş bile doğuyor. Gidelim. Evinize varıp uslu geçinmeye bakınız. A. Vefik Paşa

Bereket versin ortalık ağardı da biraz ışık görebildim. A.Haşim

            1.1.2 Kuşluk vakti:

Alaguşluk-Улуу шашке, чоң шашке Öğleden evvelki zaman. (Kemaliye *Alaşehir –Mn.)

Жылдызкан чоң шашкеде жездеси Арзыкулдукуна барды (Н. Байтемиров).

            1.1.3 Öğle vakti:

dal karanlık, sarı sıcak - Чак түш, чын түш, чаңкай түш: Öğle zamanının en sıcak anı (Ermenek –Kn.) Азыр Анархай мурдагысындай чак түштө адаштырган дөбө дөңдүү, шыбактуу уч кыйырсыз ээн талаа эмес (Чыңгыз Айтматов, Чыгармаларынын жыйнагы, Атадан калган туяк. Аңгеме, 299-б).

            1.1.4 İkindi vakti:

Kızıl ikindi, -Ала күүгүм, кызыл күүгүм: İkindiden sonra güneşin batmaya yakın olduğu zaman (*Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri –Hat.; Sirkenli –Ada.)

Күндө түш маалында тамак-ашыңды белендеп барып тургун дебедим беле, мына ала күүгүм болуп калды, а сен болсоң жайма жай отурасың. Сен, эмне, ачкадан өлтүрөйүн дедиңби? (Б. Усубалиев).

Hergün ikindiye yakın tarlaya pancar sulamaya gider,kızıl ikindide köye dönerdik (Mustafa Usta).

Yukarıdaki örnekte her iki dilde de hem kullanım hem de anlam açısından birbirine benzemektedir. Eski Türklerde sabahleyin bulutların kızarması uğursuzluk olarak kabul edilir. Akşamleyin güneş indikten sonra bulutların kızarması ise iyiye işarettir. Kaşgarlı Mahmut Divanı Lugat-it türk’te bu konuya şiirsel bir dille çok güzel ifade etmektedir.

Tünle bulıt örtense, evlük urı keldürmüşçe bolur.

Tangda bulıt örtense evge yagı kiçmişçe bolur.[12]

Akşam bulut kızarsa evde bir çocuk doğmuşcasına olur.

Sabah bulut kızarsa eve sanki bir düşman girmişcesine olur.

            1.1.5 Akşam vakti:

            Sular kararmak, akşam karanlığı çökmek - Каш карайганда, караңгы түшкөндө: Güneş battıktan sonra ortalığın kararmaya, karanlığın çökmeye başlamasını bildiren kısa zaman dilimi.

Sular kararırken şehre varmıştık. ( H. Z  Uşaklıgil)

Araba ile Uzun Çayır’dan Merdivan köyüne geldim. Sular iyiden iyiye kararmıştı. (H. R. Gürpınar)

            Кадырбек менен Асан каш карайганда аттары да, өздөрү да сүй жыгылып, куру кол кайтышты (Абдукаимов). Каш карайганда кызы чырак жагып, атасын мейманканага киргизет (С.Жигитов).

            Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi Türkçede “sular kararmak” kalıp sözü (туруктуу сөз айкашы) kullanılmaktadır. Türkiye’nin üç tarfı denizlerle çevrili olması ve deniz ve denizcilikle uğraşanların olması neticesinde kullanılangelen bir ifade biçimidir. Kırgızistan’ın % 90’ı dağlık olması nedeni ile dağ ile ilgili sözlerin çok kullanıldığını belirmmek gerekir. Örnek; Кудай Ала-Тоодай бак Ыссык-көлдөй жаш берсиң! (макал).

            kıvırcık karanlık (–Ezc.; *Kilis, *Nizip –) - Кара күүгүм, күн уясына батканда, эл орунга отурганда, мал жайланган маал (Gecenin inmesi, gün kavuşmak, el ayak çekildiğinde) Akşamla yatsı arası, alaca karanlık.

            1.2 Gün adı ve belirli günler:

            Kara Çarşamba- Кара шаршемби:  Kırgızlarda Кара шаршемби (kara şarşambi) Ağır gün olarak nitelendirilmektedir. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere evde bir cenaze, doğal bir afet ya da halk tarfından kabul edilen ve uğursuz bir olayla karşı karşıya kalındığı için bu ad verilmiş olabilir. Halk inanışına göere bu gün iş yapılmaz, yola çıkılmaz. Кара шаршемби күнү да мен аны бүтүрүп коем.

            Türkiye’nin en soğuk bölgelerinden Doğu Anadolu ve bu bölgelde Ağrı ilinde kış çok soğuk ve uzun olur. Kış kasımın ikinci haftası başlar ve nisanın ortalarına kadar devam eder. Halk uzun kış gecelerinde köy odalarında, tandır başı sahbetlei vb. eğlenceler düzenlerler. Kış evsimi halk takvimine göre gün gün hesap edilir. Yirmi aralıkta başlayan büyük çile (Кышкы чилде) kırk günden sonra yerini yirmi günlük günlük küçük çileye bırakır. Bu günlerde insanlar soğuk diyarlardan geçerken çile çekerler, yani zor durumda kalırlar. Yirmi şubatta boz ay girer. Artık havalar biraz kırılmıştır. Çekilen çileler bitecek ve geçim kaynağı hayvancılık lan halk bahara çıkmanın savincini yaşayacaktır. Eski Türk takvim[13]inde olduğu gibi 20 mart eski yılın son günüdür. Yirmi bir mart (Nevruz) yeni yılın başlangıcıdır. Bu toprağa cemre düşer. Yer nefes verir, Toprak ısınır. Alttaki karı eritmeye başlar. Halk arasında bu aya Nevruz ayı derler. Nevruz gününe (21 marta en yakın Çarşamba) en yakın çarşambaya “Kara Çarşamba” denir. Bu günün akşamında eğlenceler düzenlenir, niyet tutulur. Özellikle genç kız ve erkekler kiminle evleneceklerini, gönüllerinden geçen geleceğin gerçek olup olmayacağını bu gecede öğrenmeye çalışırlar. Kara Çarşamba “ilin ağırı” (yılın sonu), yeni yılın başlangıcı ve çile çıkarma gecesidir. Onun için bu gece azizdir, kutsaldır. Türkçüde ve Kırgızcada kullanılan “Kara Çarşamba”- Кара шаршемби biçim olarak aynı, olarak farklı anlamda kullanılmaktadır.

           

Bozkırağı- Куут маалы: Koç katımı zamanı (Türkmen aşireti *Gemerek –Sv.)

            1.3 Ay adları:

            boz ay: 20 şubattan 20 mart (Ağrı)

            kırçan ayı (I): Nisan ayı (Çardakbeleni *Kemalpaşa –İz.)

            albır (albur)     : Nisan ayı (M. Höyük *Şarkışla –Sv.) (Pahla *Divriği –Sv.; Aldemirci *Çayıralan –Yz.), kırçan ayı (II): 28 Mayıstan 28 Hazirana kadar olan süre (Seymen *Çorlu –Tk.)

            kızıl issi           : Ağustosun ilk haftasında olan en sıcak günler, eyyamıbahar (*Eğridir ve köyleri, *Senirkent, *Uluborlu –Isp.; *Çivril –Dz.; *Akseki, *Manavgat –Ant.)

            alagünler        : Ağustos ayında sam yelinin estiği günler (Büyükyenice *Osmaneli –Bil.)

Yukarıda adı geçen ay adları Kırgızcada kullanılmamaktadır. Dikkat edilirse ay adlarının sırası takip edildiğinde renkler açık renkten koyu renge doğru bir sıralanışı göze çarpar. boz, kır, al, kızıl, ala gibi.

            1.4 Mevsimler:

            Alabahar-Ала жаздан: İlkbaharın ilk günleri, baharın geldiğini hissettiren günler (*Mut köyleri, *Mersin köy ve aşiretleri –İç.). Ала жаздан бери күнү-түнү боз кетпейт (Жантөшев). Kırgızistan’ın güney bölgesindeki Oş şehri ve civarında daha çok ала бахар (alabahar) sözü kullanılmaktadır. Bunun sebebi ise sınır komşusu Özbekistan’a yakın olmasıdır. Çünkü Özbekçede de ала бахар (alabahar) sözü kullanılmaktadır. Bahar sözü ise Farsça’dan alınmıştır. Bahar sözü Eski Türkçede caz’dır.[14] Çağdaş Kırgızcada жаз (caz), Türkçede ise bahar biçiminde kullanılmaktadır. Bu söz XVI. yüzyılda Farsçadan Türkçeye geçmiş ve bugüne kadar kullanıla gelmiştir.Eski Türkçedeki caz sözü ise unutulmuştur. Türkçe ağızlarda alabahar-ала жаздан anlamında aşağıdaki sözler kullanılmkatadır:

            Yazönü (yazseri): İlkbahar (*Çarşamba –Sm.; –Ant.; Hacıilyas *Koyulhisar –Sv.; Afşar, Pazarören *Pınarbaşı –Ky.; *Bor –Nğ.; –İç.) [yazseri]: (Dikili –Çkr.), yazağzı (yaz, yazbaşı): İlkbahar (Kumdanlı *Yalvaç, *Eğridir köyleri –Isp.; *Emet –Kü.; Tokat –Es.; *Koyulhisar, *Gürün –Sv.) [yaz]: ((Bağyaka *Finike –Ant.) [yazbaşı]: (–Or.; –Tr.; Uluşiran *Şiran –Gm.; –Rz.; Akarsu *Ardanuç –Ar.; –Kr.; *İspir –Ezm.)

            Alaçalpoy- Узун сары, ичке үзүлүп, жоон созул-ган убак: İlkbaharda, karın erimeye ve yer yer toprağın görünmeye başladığı zaman (İrişli, Bayburt *Sarıkamış –Kr.) Bu bahar mevsiminin başlangıcında yiyecek ve içeceğin tükenmek üzere olduğu ve hayvanların yiyecek samanlarının da azaldığı bir mevsim başlangıcıdır. Onun için Kırgızlar узун сары (uzun sarı) kalıp sözünü kullanmaktadırlar.

Илгери бирөө узун сарыга сактайлы деп, согумунун чүйгүн жерин ундун арасына каттыра бериптир (Өгөбаев). Жазгы узун сары айылдын эмгекчилерин анчалык муң-курата албады (Абдукаримов).

            Кара өзөк маал (Alabahar anlamında): Yiyeceğin ve içeceğin az olduğu, halk tarafından sabırsızlıkla beklendiği bahar mevimi başlangıcı.

            Кайын атам кара өзөк маалда урушка кеткен экен, ошол бойкайтып келе элек ("Советтик ыргызстан").

Karacayaz[15] İlkbahar - жаз

            Köklem (*Eyüp –İst.) küklen: ilkbahar (–Tr.) – жаз: Kırgızsistan’ın kuzey bölgesindeki Talas ağızında (говор-ağız) көктөм (köktöm) biçimi kullanılmaktadır. Kazakça көктөм (köktöm) < köklem, küklen

            Ала күздөн- İlk güz: Güz (sonbahar) mevsiminin başlangıcı. Ала күздөн бери эмгегибиз кайтып калар деп жатам (Жантөшев)

            Ekinler sarardığında - Сары багалек болуу: Ekinler sararmaya, başakları olgunlaşmaya başladığı aylar. Haziran-temmuz ayları, başka bir deyişle yaz mevsimini belirtir.

Буудай сары багалек болуп башынан аз калыптыр «Ала —Тоо».

            Кызыл кетмен: Kırgızca ağızlarda ilkbahar mevsiminde bağ-bahçe ve tarla işlerinin en yoğun olduğu zaman. Nisan- mayıs ayları.

            Кызыл кетмен учурда айылчылап  жүргөнүңөргө жол болсун! ("Ала Тоо").

Orakayı [orak(I) -2, 3; orakay] - Кызыл кырман.: 1.Temmuz (Bağıllı *Eğridir –Isp.; Salda *Yeşilova –Brd.; Fili *Biga –Çkl.; –Sn.; Ömerli –Sm.; Danışman *Fatsa –Or.; Nefsiköseli *Görele, *Tirebolu –Gr.; Oğuz *Vakfıkebir, *Maçka ve köyleri, –Tr.; Limanköy *Çayeli –Rz.; *Şavşat köyleri –Ar.; –Yz.) [orak(I) -2]: (*Ardahan –Kr.) [orakay]: (*Ünye –Or.) 2.Ağustos (Arapzâde *Üsküdar –İst.; *Cide –Ks.; *Bayburt –Gm.; –Ezm.; –Sv.) [orak(I) -3]: (*Şebinkarahisar, *Alucra –Gr.) 3.Haziran (Küçükbahçe –İz.; *Yalova –İst.) s.3285

Türkçede orakayı Kırgızcada Кызыл кырман olarak kullanılan sözler sebze ve meyvenin olgunlaştığı, ekinlerin biçilip harmana getirilerek harman yapıldığı zaman dilimi. Coğrafik yapıya bağlı olarak değişen hasat mevsimi. Diğere bir ifadeyle haziran, temmuz ve ağustos aylarını kapsayan yaz mevsimi.

            Кызыл кырман маалы келди жаңырып,

            Эркек-аял эмгек нурун жамынып (Калык).

            Orak ayında herkes bir telâş içinde işlerini bitirmeye çalışıyorlardı (Hasan Çiftçi).

            Garagüz- Кеч күз: Sonbaharın sonu (Uluşiran *Şiran –Gm.

            Ак төөнүн карды жарыл ган убак (Ak devenin karnı yarıldığı zaman) Kırgızlar verimliliği ve güz mevsimini ifade etmek için “Ak devenin karnı yarıldığı zaman” deyimini kullanmaktadırlar.

            Ак төөнүн карды жарылган тоюңар күнү эгин сурап келип отурам (Жантөшев). Ак төөнүн карды жарылып, күз болуп турган кезинде Жалал-Абаддагы Кара-Алма деген токойдун көркү бир шумдуктай болот (Байтемиров).

            Ат кара тил болгондо (At kara dil olduğunda): Kırgızlar yaz mevsiminin gelişini yaylalarda otlayan yılkıların yediği otlardan dolayı dilinin kararması ve doymasıyla ifade ederler.

Ат кара тил болгоно,

Бетеге өсүп толгондо,

Күлчорону көрүп ал («Сейтек»).

         Karakış- Кыштын кыраан чилдесинде. Kış mevsimin en soğu günleri. Бирок кыштын кыраан чилдесинде башка мектепке кетиш Саадатка убалыраак болор (Абдукаимов).

Kara kışta yola çıkılmaz derler, ama bizim oğlan bizi dinlemez ki. (Mehmet Öncü)

            1.6 Yıl anlamında:

            Кара жыл. Kırgızlarda kar yağmayan yıl olarak kabul edilir. Быйыл кара жыл болду.

1.7 Hiçbir zaman anlamında:

Kırmızı kar yağdığında, çıkmaz ayın son çarşambası - Кызыл кар жааганда:Bir işin şaka yollu olmayacağını belirtmek için kullanılan deyim.

Кызыл кар жааганда тилегибиз орундалат тура, - деп мыскылдап күлдү ("Чалкан").

Merak etme Hasan Ağa! Çıkmaz ayın son çarşambası borcumuzu öderiz. Sen gönlünü ferah tut (Hasan Bayram).

Sonuç:

Türk ve Türk halklarının tarihi açısından renklerin büyük bir önemi vardır. Renkler bilinen en eski yazılı kaynaklarımız Orhon Yazıtlarında, , Divanu lugât-it Türk’te, Kutadgu Bilig’te ve destanlarda geniş ölçüde yer almaktadır. Yazılı kaynaklarda renkler yer adı, dağ adı, halk adı ve hayvan adlarını tanımlamada kullanılmıştır.

Ortak dil ailesine mensup Kırgızca ve Türkçede kullanılan renkler zamanı tanımlama konusunda ortak ve farklı özellikler göstermektedir.

Renkler zamanı tanımlamada birleşik söz, kalıp söz, tamlama biçimi ve fiil olarak kullanılmaktadır.

Tarihin derin devirlerinden itibaren zamanı tanımlama konusunda en çok kullanılan renkler ak, kara, gök/yeşil, sarı, altın sarısı, kızıl olarak göze çarpmaktadır.

Kaynaklar:

Kâmil Veli Nerimanoğlu, Türk Dünya Bakışında Reng, Türk Dünyasında Nevruz İkince Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 1996

Mustafa Kafalı, Türk Kültüründe Renkler, Türk Dünyasında Nevruz İkince Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 1996

Annamarie Von Gabain, Renklerin Sembolik Anlamları (Çeviren: Semih Tezcan), Türkoloji Dergisi, III. Cilt, I. sayı, 1968

Talat Tekin, Orhon Yazıtları, TDK, Ankara, 2008

Mustafa Kafalı, Türk Kültüründe Renkler, Türk Dünyasında Nevruz İkince Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 1996

Саматов Кубатбек. Кыргыз тилиндеги өң-түс сөздөрүнүн лексика-семантикалык жана стилистикалык мүнөздөмөлөрү (диахрондук жана синхрондук аспекттер), доктордук диссертация (profösörlük tez) БИШКЕК – 2003

http://www.bakisyayin.com/interest.htm, 12.08.2008

Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, (Çeviren: Reşit Rahmeti Arat), İstanbul, 2005

Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş I, Ankara, 1978

Kaşgarlı Mahmut, Divanü lûgat -it- Türk Tercümesi, (Çeviren: Besim Atalay), ??????

İsmet Alpaslan, Ağrı’da Kara Çarşamba veya Çile Çıkarma, Türk Folklorü, Sayı: 74, 1985

Zafer Önler, Türkçe Mevsim Adları, I. Edirne Kültür Araştırmaları Sempozyumu 23-25 Ekim 2003.

Nesrin Bayraktar, Kara ve Siyah Renk Adlarının Türkçedeki kavram ve Anlam boyutu Üzerine, Dil Dergisi, Sayı: 125

Юдахин К.К., Кыргызча-орусча сөздүк, 1985

Erhan Aydın, Türk Dilinde Zaman Adları, Basılmamış doktora tezi, Ankara, 2002.

A. Necati Akgür, Halk Takvimi, TDA, sayı: 86, 1993.

Каргалдаева, Кыргыз тилинде темпоралдык (мезгилдик) маанини туюндуруучу тил каражаттары, кандидаттык диссертация иши, каракол, 2003

Esra Karabacak, Çağdaş Türk Lehçelerinde Zaman İsimleri Üzerine Bir İncelemesi, V. Uluslar arası Türk Dili Kurultayı Bildirileri I-II, Ankara, 20-26 Eylül 2004

İ.Zeki Eyyüboğlu, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Sosyal Yayınlar,1995.

K. Mahmut, Divanü lûgat -it- Türk Tercümesi, cilt I, Ankara, 1999

Древнетюркский словарь.-Л.: Наука, 1969.

Карасаев X. К. Камус Наама. Карасай Сөздүк. Бишкек, 1996

Кыргыз тилинин түшүдүрмө сөздүгү.-Ф, Мектеп, 1969.

Севортян Э. В. Этимологический словарь тюркских языков.-М.: Наука. 1978.

Сейдакматов К. Кыргыз тилинин кыскача этимологиялык сөздүгү. -Ф.: Илим. 1988.

Солтоноев Б. Кызыл кыргыз тарыхы. 2-китеп.- Б., 1993.

Сыдыков А. Н. Лексика-семантическая микросистема со значением времени в русском и киргизском языках: Дисс. ... канд. филол. Наук.-Б., 1995.

Сыдыков. С, Конкобаев К., Байыркы түрк жазуусу, (VII-X кылымдар), Бишкек, КТМУ, 2001.

Кыргыз тилинин түшүндүрмө сөздүгү. – Ф.: Мектеп, 1984. 1-том. 1969. – 776 б.

Кыргыз тилинин фразеологиялык сөздүгү. – Бишкек: КТМУ, 2001

Карасаев Х. Накыл сөздөр: тил казынасынан баян. – Фрунзе.: Кыргызстан, 1987. 2-китеп.  – 1987.

Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Bogazici Yay., Istanbul 1975.

Derleme Sözlügü, TDK, Ankara

Tuncer Gülensoy, Türkiye Türkçesindeki Türkçe sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü, TDK, Ankara, 2007.

 

Bu makale 6. Türkdili kurultayında bildiri oalrak sunulmuştur. 2008 / Ankara

Ali Daşman

Kırgısiztan-Türkiye Manas Ünversitesi

 



[1] Kâmil Veli Nerimanoğlu, Türk Dünya Bakışında Reng, Türk Dünyasında Nevruz İkince Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 1996, s. 64.

[2] Mustafa Kafalı, Türk Kültüründe Renkler, Türk Dünyasında Nevruz İkince Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 1996, s. 49

[3] Annamarie Von Gabain, Renklerin Sembolik Anlamları (Çeviren: Semih Tezcan), Türkoloji Dergisi, III. Cilt, I. sayı, 1968, s. 107.

[4] Talat Tekin, Orhon Yazıtları, TDK, Ankara, 2008, s. 120.

[5] Mustafa Kafalı, Türk Kültüründe Renkler, Türk Dünyasında Nevruz İkince Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 1996, s. 51.

[6] A.g.e., s.147.

[7] bkz. Саматов Кубатбек. Кыргыз тилиндеги өң-түс сөздөрүнүн лексика-семантикалык жана стилистикалык мүнөздөмөлөрү (диахрондук жана синхрондук аспекттер), БИШКЕК – 2003, 10-б

[9] Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, (Çeviren: Reşit Rahmeti Arat), İstanbul, 2005, s. 1097.

[9] Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, (Çeviren: Reşit Rahmeti Arat), İstanbul, 2005, s. 103.

[10] Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş I, Ankara, 1978, s.467.

 

[12] Kaşgarlı Mahmut, Divanü lûgat -it- Türk Tercümesi, (Çeviren: Besim Atalay), I. cild, s. 251. 

[13] İsmet Alpaslan, Ağrı’da Kara Çarşamba veya Çile Çıkarma, Türk Folklorü, Sayı: 74, 1985, s. 16-18.

[14] bkz. Zafer Önler, Türkçe Mevsim Adları, I. Edirne Kültür Araştırmaları Sempozyumu 23-25 Ekim 2003.

[15] Nesrin Bayraktar, Kara ve Siyah Renk Adlarının Türkçedeki kavram ve Anlam boyutu Üzerine, Dil Dergisi, Sayı: 125, s. 65. ( Bu makale 4. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu’nda (17-19 haziran 2004, Çanakkale) sunulan bildirinin geliştirilmiş biçimidir.